Photo Gallery

ALTSODAN YENİ VİZE UYGULMASI AÇIKLAMASI

3630

AYDOĞAN:’ KAÇAK ÇALIŞANLA MÜCADELE EDELİM DERKEN TURİZM VE EMLAK SKTÖRÜNÜ FEDA ETMEYELİM’’

1 Şubat 2012 Tarihinde Yürürlüğe Girecek Olan Yabancıların Yeni Vize Uygulamasını değerlendiren ALTSO Başkanı Kerim AYDOĞAN, uygulama İle Başta Yatçılık Marina Ve Emlak Sektörü Olmak Üzere Turizm Sektörüne Büyük Darbe Vuracağı Endişesini Taşıdıklarını ifade etti.

2011/2306 sayılı kararname ile değişen ve 1 Şubat 2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanunun’ da belirtilen sürelerin uygulanması ile oryaya çıkacak sorunu değerlendiren ALTSO Başkanı Kerim AYDOĞAN, bu düzenlemenin bölgemizin can damarı olan başta emlak inşaat sektörü ile yatçılık ve turizm sektörünü olumsuz etkileyeceğinden endişe duyduklarını belirterek, bu konudaki önerilerini ilgili makamlara ileteceklerini ifade etti. Alanya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Kerim AYDOĞAN tarafından ilgililere gönderilen açıklama ve yazılarda şu ifadelere yer verildi. Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri ile ilgili olarak,  5683 sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen süreleri değiştiren 10.10.2011 Tarihli Ve 2011/2306 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı 24.10.2011 tarih ve 28094 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmış olup 1 Şubat 2012 tarihinde yürürlüğe girecektir. Söz konusu kararname ile 5683 sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki süre, vize muafiyet süresi veya vizede belirtilen kalış süresi yeterli ise yabancının Türkiye’den çıktığı gün itibarıyla önceki 180 gün zarfında 90 gün olarak uygulanması, yabancının Türkiye’deki vize muafiyeti süresi veya vizede belirtilen kalış süresi 90 günden az ise 90 güne tamamlanacak şekilde yurt içinden uzatılabilecektir.  Yine aynı kararname ile söz konusu kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki sürenin 90 gün olarak uygulanmasına ilişkin 22.12.2003 tarihli ve 2003/6641 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yürürlükten kaldırılmıştır. Söz konusu kararname uyarınca Türkiye’yi ziyaret edecek yabancı uyruklular 180 gün içinde en fazla 90 gün sure ile ülkemizde kalabilecekler ve 90 gün sonunda Türkiye dışına çıkarak ancak 90 gün ara verdikten sonra tekrar gelme hakkını elde edebileceklerdir.  Önceki uygulamada ülkemize gelen yabancılara genelde 90 günlük vize veriliyor, yurtdışına bir gün giriş çıkış yapmak sureti ile bu süreleri uzatabiliyorlardı.  Ülkemizde başta doğu bloğu ülkeleri olmak üzere kaçak çalışan işçileri önlemek maksadı ile alındığı bilinen söz konusu uygulamanın, başta yatçılık ve marina sektörü ile bölgemiz gibi gayrimenkul edinerek yılın büyük bir kısmını ülkemizde geçiren çok sayıda yabancı uyruklunun bulunduğu turistik merkezlerdeki inşaat ve emlak sektörü için olumsuz sonuçları olabilecektir. Bu uygulama özellikle ülkemizden konut alan ve yılın bir kısmını ülkemizde geçiren yabancılar ve yatları ile ülkemiz sahillerinde yaz ayları süresince dolaşan ve sonbahar aylarında yat limanlarımıza gelerek bir sonraki bahar dönemine kadar yatlarını bırakan yat sahipleri için kabul edilemez bir durum ortaya çıkartmıştır. Ülkemizden konut satın alanlar ile yat sahipleri çoğunlukla emekli kişilerdir ve hem konutlarında ya da yatlarında 90 günden fazla bir sure ile konaklamaktadır. Bu kişilere ikamet izni alma hakkı tanınmış olmakla birlikte yat sahiplerinin Mayıs – Eylül tarihleri arasında yat turizminin doğası gereği sahillerimizde gezinmekte ve doğal koylarımızda konaklamakta olmasından, konut alanlarında vize süreleri içinde ülkelerine giriş çıkış yapmalarından dolayı birçoğu ikamet tezkeresi almak istememektedir. Ülkemizin önemli turizm merkezlerinden birisi olan ilçemiz, son yıllarda sahip olduğu ılıman iklimi ve coğrafi güzellikleri sayesinde binlerce yabancı uyruklunun sürekli yaşamak için talep ettiği bir yöre haline gelmiştir. Halen bölgemizde değişik ülkelerden 27.000’i aşkın yabancı uyruklu konut almıştır. Bu potansiyele rağmen Türkiye’de yabancıların özellikle kıyılarda mülk edinimi, Başta İspanya ve İtalya olmak üzere Güney Avrupa ülkelerinin daha önceden geçirdiği ve Türkiye’nin henüz yaşamaya başladığı bir deneyimdir. Bu itibarla Türkiye’nin yabancıların mülk edinimiyle ilgili olarak geçirmekte olduğu sürecin henüz başında olduğunu göstermektedir. Yabancı sermayenin ülkeye giriş biçimlerinden biri olarak taşınmaz ediniminin artışı, Türkiye’nin küresel emlak piyasalarında yeni bir hedef bölge olarak ortaya çıktığına da işaret etmektedir.  Yine marina sektörü açısından ise ülkemiz kıyılarında ve çekek yerlerinde yaklaşık 9,000 civarında yabancı bayraklı yat bulunmaktadır. Bu yeni uygulamanın yürürlüğe girmesi ile sayısını tahmin edemeyeceğimiz önemli oranda yat sahibinin ülkemiz kıyılarından ayrılması ve ülkemiz kıyılarına gelmeyi düşünen çok sayıda başka yat sahibinin de gelmekten vazgeçmesi ile konut alan çok sayıda yabancının konutunu satışa çıkarması ve yeni alacaklarında bu alımlardan vazgeçmesi sonucunun gerçekleşeceğinden endişe etmekteyiz. Yabancıların ülkemizi konut edinimi açısından “ikinci adresleri” olarak konumlandırmaları uzun vadede yüksek getiriler sağlayacak bir sektör olarak görülmektedir. Yabancıların ülkemizi kısa süreli iş veya tatil amaçlı ziyaretlerinden sağlanan gelirin yerleşik olarak bulunmaları durumunda artış göstereceği açıktır. Bu konuda halen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tarafından hazırlanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine gelmesi beklenen ve yabancıların mülk ediniminde Bakanlar Kurulu Tarafından belirlenen ülke vatandaşlarına ‘’karşılıklılık’’ şartı aranmaksızın ülkemizde gayrimenkul edinimine izin veren bir kanun tasarsı olduğu da bilinmektedir.  Diğer taraftan ülkemiz kıyılarında sayıları 22.000 civarında yat konaklatma kapasitesine sahip 69 çekek yeri ve yat limanı faaliyette bulunmakta ve 2024 yılına kadar toplam 19,000 civarında yeni yat konaklama yeri kapasitesinin yaratılacağı planlanmaktadır. Tüm bu planlamalar ve öngörüler ışığında mevcut uygulamanın hayata geçmesi halinde her iki konu içinde olumsuz etkilerinin kısa sürede görülebileceği endişelerini taşımaktayız.
 
Konu ile ilgili olarak Dışişleri Bakanlığı talebi üzerine hazırlanan Bakanlar Kurulu Kararının, asıl amacı olan ülkemizdeki yabancıların kaçak çalışmalarının engellenmesine yönelik olduğu bilinmekte ve bu yönü ile doğru kabul edilmekle birlikte, yansımaları ile oluşacak zararın ülke ekonomimiz açsından çok daha büyük kayıpları olacağı görülmektedir. Bu itibarla oluşabilecek bu zararın önlenmesi açısından ilgili Bakanlar Kurulu Kararının uygulamasında, ülkemizden gayrimenkul edinmiş olan yabancılar ile  “Yat sahiplerinin bu uygulamadan muaf tutulması ve önceki uygulamalarda olduğu gibi 90 günün ( veya vize süresine göre daha az bir süre olabilir) sona ermesinden önce ülkeden ayrılanların yurtdışında kaldığı sure dikkate alınmadan dönüşünde tekrar 90 günlük vize süresi verilmesinin uygun olacağını düşünmekteyiz. Konu ile ilgili bilgileriniz ile sorunun kısa sürede çözümü konusunda yardım ve desteklerinizi arz ederiz.
Aydoğan konuya ilişkin olarak 27 Ocak 2012 Cuma günü basın toplantısı düzenledi ve konunun turizm sektörü açısından önemine vurgu yaptı.




Photo Gallery